| mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu |
GANA: Su kamunun elinde kalsın! KESK -TÜMBELSEN Web Sitesinden alınmıştır.
|
Gana’da insanlar harekete
geçiyorlar. Ülkelerinin su dağıtımının yabancı çokuluslulara verilmesini
engellemek istiyorlar. CAP isimli Suyun Özelleştirilmesine Karşı yerel Koalisyon gün
geçtikçe büyüyor ama düşman da güçlü: Reformlar ağırlıklı olarak Dünya
Bankası ve IMF’nin öncülüğünde dış çıkarlar tarafından empoze ediliyor.
İngiltere hükümeti de içme suyunun fiyatının belki de % 300 yükseleceği
adımların atılması için bastıranların başında geliyor. Afrika’da
sürdürülebilir gelişmeye giden yol bu olabilir mi? Bir süredir Gana’da suyun
özelleştirilmesi planı devam ediyor. Bu konuda çatışmalar yaşandı. İki yıl önce
Dünya Bankası 100 milyon dolarlık bir su projesi için borcu rüşvet kaygılarından
dolayı iptal etti ve ülke projenin hazırlanmasının maliyeti için 800.000 dolar
ödemeye mecbur edildi. Bunun karşılığında İngiltere Uluslararası Kalkınma
Departmanı DFID da 30 milyon dolarlık bir kırsal su projesini iptal etti. Ama
hükümet bu yıl Nisan ayında suyun özelleştirilmesine 2003 yılında
başlanacağını ilan etti. Ama bu
kararın uygulanabilmesine kesin gözüyle bakmayalım. Gana’da bir dizi birey ve
örgütten (aralarında sendikalar da var) oluşan Suyun Özelleştirilmesine Karşı
Koalisyon özelleştirme paketinin hem teknik hem de mali açıdan kötü bir anlaşmaya
dayandığını savunuyor. Su dağıtımını yürüten kamu
kurumlarındaki reform yapma ve bunların ciddi mali sorunlarını çözme ihtiyacı
konusunda hemen herkes anlaşıyor ama CAP her türlü reformun herkesin içme suyuna
ulaşma hakkını koruma hedefine ulaşmaya hizmet etmesi gerektiğini ifade ediyor. Şu
anda Gana nüfusunun yalnızca yarısı düzenli suya ulaşabiliyor. Böl ve sat Reform programı ile suyun sunumu
karlı olan şehir suyu ile karlı olmayan kırsal sektör olarak ikiye bölünüyor.
Karlı olan sektör bir Gana şirketi tarafından yönetilecek ve özel sektör
ortaklıklarına verilecek. Resmi plan ile şehir suyu iki büyük şirkete verilecek
şekilde iki bölüme ayrılıyor. Şehirlerde maliyet tam olarak
karşılanana kadar su tarifeleri artırılacak. Daha sonra da Gana su şirketinde
çalışanların sayısı azaltılarak şirket karlı hale getirilecek. Topluluk Su Sunum Ajansı ise kırsal
kesimi devralmış bile. Bu bölüm Topluluk Su ve ilgili hizmetler Projesi tarafından
finanse ediliyor. Bu finansman geçen sene Banka tarafından onaylanmış. CAP
içerisinde yer alan Birleşik Toplumsal Gelişme Merkezi (ISODEC) şimdiye kadar şehir
suyunun kırsal kesimi subvanse ettiğine ve özelleştirmenin bunun artık
gerçekleşemeyeceği anlamına geldiğine dikkat çekiyor. “Su bir
kere “ticarileştirildiğinde” ve küresel bir pazar değeri elde ettiğinde, gitgide
yoksulların bedelini karşılayamadığı ve ulaşamadığı bir şey haline gelecek.” Christian Aid
Ölüm cezası Bretton Woods Update dergisinin
Mart-Nisan 2000 sayısında ISODEC’in özelleştirme önerisi karşısındaki kapsamlı
bir karşı çıkışı yer alıyor. Burada “mevcut reform sürecinin ağırlıklı
olarak Dünya Bankası ve bazı ikili kredi veren aktörler tarafından kredi vermeden
kaynaklanan güçlerini kullanarak oluşturulduğundan” şikayet ediliyor. İngiltere kaynaklı bir kalkınma
örgütü olan Christian Aid özellikle DFID’nin 10 milyon doları Gana hükümetini
şehir suyu şebekesinin bazı bölümlerini yabancı şirketlere vermeye ikna etmek için
kullanılmış olmasını eleştiriyor. Christian Aid’in ortak örgütlerinden Gana
Hristiyan Konseyi kamu-özel ortaklığı planlarına karşı bir kampanyaya katılıyor.
Yakında yaptıkları bir basın açıklamasında şunları söylüyorlar: “Suyu
özelleştirmek Gana nüfusunun şehir ve kırsallarda yaşayan yoksullarına ölüm
cezası kararı vermeye benzerdir çünkü bunlar böylesi hizmetler için bir bedel
ödeyebilecek durumda değillerdir.” Sendikalar 3 Kasım 2001’de
yayınladıkları bir basın açıklamasında reform programının gerçek anlamına
dikkat çekiyorlar: “kamu tekelinden özel tekele değişim düzenlemesi, bunun çok
büyük zararları olacak şekilde kar için yapıldığının açık bir göstergesidir.
Bu özellikle de yoksullar için böyledir, yoksullar ise aslında çoğunluktur.
Kamu-özel ortaklığı kavramının kamu yararından ziyade ideolojik olarak
yönlendirildiği ve Gana ve halkı aleyhine ve yabancı çıkarlara yönelik olarak
yapıldığı bizim için açıktır.” Ben
ilkesel olarak özelleştirmeye karşı değilim ama eğer kredi veren hükümetlerin fon
verdiği her alanda bir yabancı şirket işletmesi olursa yaşamımızın her alanını
idare eden bir yabancı şirket olacaktır.” Charles Aburge, Gana Birleşik
Toplumsal Gelişme Merkezi Yöneticisi Christian
Aid’in siyasi yöneticisi Mark Curtis olaya bir başka bakış açısından
yaklaşıyor: “Gelişmekte olan ülkelerde zar böyle atılıyor. DTÖ bu ülkelerin
kamu hizmetlerini dış rekabete açıp açmamakta, nasıl ve ne zaman açacağını
seçmekte serbest olduğu konusunda ısrar ediyor ama aynı ülkeler hizmetleri liberalize
etmek yönünde fon sağlayan hükümetler ve uluslar arası kurumlardan gelen büyük
basınçlar ile karşı karşıyalar.” Yabancı
şirketlere kapıları açma kararı yeni altyapıya yatırım yapacakları ve daha
düşük fiyatlarla ve daha verimli şekilde hizmet sunumu yapacakları temelinde
meşrulaştırılıyor. Ama ISODEC brifinginde bunun tersinin olduğundan şikayet
ediliyor: “anlaşma şartlarına göre yabancı şirketler yenileme ve genişleme
yatırımları için fon ayırmakla yükümlü değiller”. Gana hükümeti yine fon
ayırma sorumluğunu taşıyor: özelleştirmeden sonraki yıllarda yaklaşık olarak 500
milyon dolar düzeyinde. Bu da Dünya Bankası, Afrika Gelişme Bankası gibi resmi
kaynaklardan elde edilecek. Aslında kim ödüyor? Gana hükümeti eğer su şirketleri
suyun fiyatını yoksulların ödeyemeyeceği seviyeye yükseltirse bundan doğacak kayıp
için bu şirketleri sübvanse etmekle de yükümlü. Şirketlere tekel hakkı verildiği
için fiyatları düşürmeleri için pek bir sebep olmayacak. Su fiyatlarının % 300
yükselebileceği tahmin ediliyor. Su satışı dış kaynak getirmeyecek dolayısı ile
bu düzenleme Gana’nın ödemeler dengesine daha da büyük bir basınç yapacak. Yoksullar hayatın tüm kaçınılmaz
yönleri için para ödemek zorunda, eğitim için, temiz su için ve hatta tuvalete
gitmek için bile.” BBC: Gana – IMF’nin bir
tutsağı, 5 Kasım 2001
Gana devleti kanalizasyon ve kırsal
ve küçük yerleşim yerleri için de sorumluluk taşımaya devam ediyor. Koalisyon şu
anda var olan ve şehir ve kırsal kesim su sistemlerini birleştiren bölgesel su
sistemlerinin daha etkin olduğunu savunuyor. Bu kamusal dağıtım, topluluk idaresi ve
özel sektör taşeron uygulamalarının karışımı olan dağıtım yoluyla yoksul
evlere de ulaşıyor. CAP şu
sonuca varıyor: Ülkelerinde önerilen su özelleştirmesi ülkelerinin çıkarına
değil, en fakir vatandaşların çıkarına hiç değil. Bu politika kredi veren
ülkelerin bir korsorsuyumunun kendi şirket çıkarlarını korumak için
sürdürdükleri siyasi manevraların bir sonucu. Bu örgütlenme bazı hizmetlerin
sunumunda özel sektörün yer almasına karşı çıkmıyor. Ancak “sürecin yalnızca
yabancı şirketlerin çıkarına yönlendirilmesine ve tüm şehir suyu sistemlerin
denetimini 25 yılı bulan çok uzun süreli anlaşmalarla tekellere vermeye” karşı
çıkıyor. Önerilen özelleştirme ile ilgili tüm dökümanların açıklanmasını ve
Gana’nın su sistemlerinin daha iyi hale getirilmesi için alternatiflerin
tartışılmasını istiyor. |